Kadim halkların bıraktığı her harf, taşa kazınmış birer sessiz çığlık ve zamana meydan okuyan birer şifredir. Göktürklerin Runik alfabelerinden Mısır’ın hiyerogliflerine, eski çağların o gizemli alfabeleri yalnızca sesleri kaydetmek için değil; evrenin sırlarını, kozmik dengeyi ve ruhun evrimini gelecek nesillere fısıldamak için tasarlandı. Bugün o kayıp alfabelerin izini sürmek, geçmişin kapılarını aralayıp kadim bilgeliğin dilini yeniden öğrenmek demektir.